Amour caché

Bu şanlı mısralar; kalbimin o en gizli, en saklı köşesinde parıldayan, hayatımda varlığıyla ruhuma dinginlik veren, çok ama çok değer verdiğim o asil ve altın kalpli insana ithaf edilmiştir… 🙂


Gözlerin gökyüzünden kopmuş asil birer yıldız,
Dudakların en güzel sözleri usulca tırmalıyor.
Tenime değen her dokunuşun,amansız bir iğne,
Ama yine de bu ellerim dümende durmuyor.

Umutsuzluğun koyu karanlığından doğan bu aşkımız,
Bizi izleyen herkesi umut dolu bir şokla şaşırtıyor.
Zihnin o sığ ve bencil duyguları büsbütün kabız,
Ruhumuz sadece bu koskoca, bu devasa aşkımıza yetiyor.

Geleceğin o bilinmez taze adımlarından korkarken biz,
Zaman acımasız bir nehir gibi akıp hızlıca geçiyor.
Geçmişin o fırtınalardan bıraktığı o derin ve sarsıcı iz,
Bizi adımlarca, inadına o şanlı yarınlara çekiyor.

Peki, o sinsi ve karanlık korkularımızı ne yapmalı?
Zayıflar gibi, her şeyi öylece bırakıp kaçmalı mı?
Zifiri karanlıkta doğan bu sapsaf aşkımızdanmı kaçmalı?
Yoksa inadına, upuzun asil bir delilik yapalım mı?

Biz ki koskoca, hırçın okyanusları korkusuzca aşmışken,
Şimdi kıyıya vuran o minik ve yapay dalgalardan mı kaçıyoruz?
Gözümüzün önünde o ürkek korkaklar sahte savaşlar verirken,
Biz dümendeki o gerçek cesurlarla mı savaşıyoruz?

Artık ebediyen barışalım o kalbi çelik cesurlarla,
Artık durulalım, kenetlenelim o asil ruhumuzla beraberce.
Avuçlayalım hırçın limanların o en berrak, en temiz sularını,
Önümüzde fethedilmeyi bekleyen şanlı okyanuslarımız binlerce…

Bir Cevap Yazın